ABD’nin “Arap Baharı” Suudî Arabistan ve Katar’ın “Şeriat Kışı”na dönerken… (5)

Şer ortaklığı Afganistan’da bozuluyor

El Kaideci teröristler ve batılı-doğulu hamileri böylece gül gibi geçinip giderken, Afganistan’ı CİA yardımı ve Suudî parası sayesinde alan Pakistan’ın sevinci ancak beş yıl sürdü. Amerika’nın Afganistan için boru hattı projesine Suudîler Bin Ladin aracılığıyla veto koyunca, ABD 11 Eylül bahanesiyle Afganistan’ı istila ederek Pakistan’ın elinden aldı. Bir süre sonra çıkarlarının Amerikan işgalciler tarafından korunmayacağını anlayan Pakistan, Taliban’ı yeniden devreye sokarak, ABD ordularıyla kıran-kırana bir savaş başlattı.

Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte yalnız kalan Afgansitan’ın sosyalist hükumeti Pakistan ordusunun desteklediği Taliban’a dayanamadı ve 27 Eylül 1996’a Taliban Kabil’e girerek Cumhurbaşkanı Muhammed Necibullah, kardeşi ve birçok hükumet görevlisini astı. Böylece “kızıllardan” temizlenen Afganistan, Teksaslı petrolcüler için ilgi odağı oldu.

1999 yılında 30 bin Pakistan ordu mensubunun kontrol ettiği ve desteklediği 15 bin kadar Taliban, 3 bin kadar Arap ve Özbek El Kaideciyle birlikte, İran’ın desteklediği Hazara güçleri ve eski Sovyet müttefiği Raşit Dostum’u safdışı edip, Tacik lider Ahmet Şah Mesut’u da ülkenin kuzeydoğusundaki Hindikuş dağlarında kıstırmıştı. Böylece Pakistan ve emrindeki Taliban ülkenin %90’ında kontrolü sağlamış ve bunu gören petrol şirketleri, Taliban önderleriyle pazarlığı açmıştı.

Dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervlerine sahip olan Türkmenistan’dan Pakistan ve Hindistan’a bir boru hattı inşa ederek, Hindistan ve Çin’in enerjisini denetleme hayali, ABD’yi Afganistan’a çeken başlıca etmendi. Dünyanın en büyük doğal gaz yatağı olan Güney Pers Yatağı’ndan İran’in ürettiği gazı Hindistan’a götürecek rakip bir boru hattının anlaşması da imzalanmıştı. Her iki boru hattını, Uzak Doğu pazarını kaybetmekten korkan Katar ve Suudî Arabistan engellemeye çalışıyordu.

Amerika, Afganistan’da Hazar Denizi petrol ve doğal gazını Rus kontrolünden çıkarmak, İran’ın da Asya pazarına boru hattı inşa etmesini önlemek için yeni bir fırsat görüyordu. TAPİ boru hattı projesinin fikir babası aslında Arjantinli Bridas şirketiydi. Taliban’la 1997’de başlayan Bridas’ın temasları verimli gidiyordu. Ancak ABD hükumeti, İMF vasıtasıyla kırılgan Arjantin ekonomisini iflasa sürükleyince Bridas’ın teklifi düştü.

Teksaslı Unocal petrol şirketi 1996’da Taliban henüz Kâbil’i almamışken Taliban’ın başkenti Kandahar’da, Usame Bin Ladin’in üslerinden birisinin tam karşısında bir büro kiraladı. 1997’de Taliban önderlerini Amerika’ya davet eden UNOCAL, onlar adına Kongre’de lobi yaptı ve hatta Nebraska’daki CİA’nın Omaha üniversitesinde cihatçı ders kitaplarını bile bastırdı. Ancak Bin Ladin’le komşuluğuna rağmen şirket Bin Ladin engelini aşamadı. Pakistan’la arasındaki derin Umman Denizi’ni ancak sıvılaştırılmış  doğalgaz (LPG) tankerleriyle aşabilen Katar’ın doğal gazı, boru hattıyla teslim edilen gazdan 5 kat daha pahalı olduğundan, Amerika’nın ya da İran’ın yapacağı boru hattı, Körfez Arap ülkelerinin 40-50 milyar dolarlık Asya pazarını kaybetmeleri demekti. Taliban’ı finanse eden Usame Bin Ladin, boru hattı anlaşmasını veto etti.

Gerek Pakistan’da, gerekse Berlin’de BM nezdinde Taliban’la, Bin Ladin’in teslim edilmesi (ve böylece vetosunun aşılması) için yapılan görüşmeler tıkandı. Temmuz 2001’de Berlin’deki toplantıdan çıkan Pakistan Dışişleri Bakanı Niyaz Nayik, ABD’nin Afganistan’a karşı askerî saldırıya geçmeye hazırlandığını açıkladı. Aynı ay, CİA’nın Abu Dabi büro şefi Bin Ladin’i hasta yatağında ziyaret ederek onu ikna etmeye çalıştı. Ağustos 2001’de İslamabad’da yapılan son toplantıda Amerikalılar Taliban elçisine “sizi ya altın yağmuruna tutarız ya da bomba yağmuruna, seçim sizin” dedi. Gene red cevabı alınca, toplantıdan birkaç gün sonra, Yani Ağustos başında, Amerikan özel kuvvetleri Afganistan’a saldırıyı hazırlamak için Amerika’dan Özbekistan’daki K9 üssüne hareket etti ve Özbek çeteci Raşit Dostum’la temaslara başladı.

Pakistan diktatörü Müşerref, Türkmenistan başkanı Niyazov ve Afganistan’ın kukla başkanı Karzai, Afganistan’ın işgalinden 7 ay sonra Türkmenistan-Afganistan-Pakistan boru hattı için anlaşma imzaladılar.

ABD istilasının bahanesi olan 11 Eylül saldırılarından hemen sonra ABD dışişleri bakanlığı müsteşarı ve UNOCAL adına Taliban’la son pazarlıkları yürüten ekibin başkanı olan Richard Armitage, Pakistan gizli servisi İSİ’nin başkanı Mahmut Ahmed’e altı maddelik bir ültimatom ilettikten sonra, “Bombalanmaya hazırlanın. Taş devrine geri dönmeye hazırlanın” diye tehdit edince Pakistan, Amerika’nın Afganistan’ı elinden almasına fazla karşı çıkmadı. Gözünü siyah boru hattı hırsı bürümüş olan Müşerref, ABD’nin Bin Ladin engelini asker gücüyle devreden çıkarmasına olumlu bakıyordu besbelli. Nitekim Amerikan istilasından hemen sonra Pakistan Türkmenistan’la boru hattı için ön anlaşma yaptı.

Pakistan’daki ikinci büyük etnik grup olan Peştun’larla çatışan Amerika’yla İslamabad yönetiminin müttefik olmasına karşı ülke içinde büyüyen öfke, 2008 yılında İslamabad’daki Marriott Oteli’ne yapılan bombalı saldırı gibi terör olaylarına neden oldu.

Ancak bu saadet uzun sürmedi. Amerika’nın Kabil’de Peştun ve Pakistan karşıtı bir rejim kurması üzerine, Pakistan yeniden Taliban’ın düğmesine bastı. Peştun aşiretlerinin Afganistan’da dışlanması, Pakistan’da da yaşayan Peştun’ların ABD müttefiki olan İslamabad’a karşı ayaklanmasına ve ülkenin zaten pamuk ipliğine bağlı ulusal birliğini tehdit etmesine neden oluyordu. 2005’ten itibaren Pakistan ordusunun desteklediği ve giderek tümüyle kontrol ettiği Taliban, ülkeyi Amerika ve müttefiklerinden geri almaya başladı.

Amerika bundan ancak beş yıl sonra, yani 2010’da, Pakistan’ın (Bush’un tabiriyle) “NATO dışındaki en önemli müttefik” olmadığını zımnen itiraf ederek, savaşın adını “Afganistan-Pakistan” (AfPak) savaşı olarak değiştirdi. 2012’de Pakistan savaşı kazandı ve ABD Afganistan’dan geri çekilmeye başladı.

Basra Körfezi’nin ağzındaki bu stratejik ülke, Amerika’nın beceriksiz ellerinden kayıp gitti. Bir zamanlar ABD askerleriyle omuz omuza duran Pakistan ordusu, artık Çin’le ortak tatbilat yapıyor.

Böylece Amerika, 2001’de soyunduğu “Büyük Oyun”u kaybetmiş ve Çin’in etki alanını genişletmesini engelleyememiş oldu. Çin’i Basra Körfezi’ne bağlayan deniz yollarını ve boru hatlarını ele geçirmeye çalışan Amerika mağlup olurken, Pakistan’ın yeni müttefiki Çin, hem Pakistan’a ileri askerî teknoloji sağlıyor, hem onunla ortak tatbikat düzenliyor, hem de Pakistan’ın güneyinde, Basra Körfezi’nin ağzında, Çin’e giden tankerleri koruyabilecek ve Pakistan’la ortak düşmanı Hindistan’a petrol sevkiyatlarını tehdit edebilecek stratejik Gwadar deniz üssünde yerleşiyordu (bkz. harita).

Advertisements
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s