ABD’nin “Arap Baharı” Suudî Arabistan ve Katar’ın “Şeriat Kışı”na dönerken… (7)

Irak’ta ABD-İran ittifakına karşı Suudî isyanı

Bush yönetiminin Bağdat’a atadığı “ölüm mangası büyükelçisi” John Negroponte, çelik yeleği ve Güney Afrikalı korumalarıyla.

Irak’ı istilâ etmek için uydurulan bahanelerin yalan olduğu anlaşılıp, Iraklı Sünnî direnişçilerin ABD güçlerine ağır kayıp verdirmeye başlaması üzerine 2005 yılında Bush yönetimi çaresizlik içinde Reagan yönetiminin El Salvador’daki solcu direnişi bastrımak için uygulamış olduğu ölüm mangaları statejisini sahneye koydu. “Salvador Seçeneği” diye adlandırılan ve ABD tarafından eğitilmiş yerel güçler tarafından direniş gösteren halk güçlerine işkence ve kitle katliamları yapılmasına dayanan bu terör stratejisinin Irak’taki uygulaması, İran tarafından desteklenen ve mezhepsel nefretleri bilenmiş Şiî güçleri, işgale karşı direnen Sünnî halkın üstüne salmak şeklindeydi.  Newsweek dergisi 14 Ocak 2005 sayısında Irak’taki bu “Salvador seçeneği”ni tüm çıplaklığıyla açıkladı.

“Salvador seçeneği”nin uygulayıcıları, Şiîlerin kutsal Askeriye camiini dinamitleterek, Irak çapında Sünnilere karşı etnik temizliği başlattıkları Samarra kentinde toplantı halinde.

ABD bu amaçla El Salvador’daki ölüm mangası operasyonlarını yönetmiş olan Büyükelçi John Negroponte’yi Bağdat’a atadı ve ölüm mangalarının belkemiğini oluşturan “Kurt Tugayı”nı eğitmek ve ona komuta etmek üzere El Salvador ölüm mangalarının kurucusu Albay James Steele’i görevlendirdi.

Amerikalıların kurdukları ölüm mangalarının çekirdeğini, Irak’ın güneyindeki Şiî eyaletlerde “asayişi” sağlayan Bedir Tugayları oluşturuyordu. Bedir Tugayları, İran’da Saddam’a karşı savaşmak üzere kurulmuş ve Iraklı Şiîlerden oluşan bir İran Devrim Muhafızları birliğiydi. Suudî Arabistan’ın Irak’ın işgalini finanse etmeyi reddetmesi üzerine getirilen kısıntılar yüzünden insan gücü sıkıntısı çeken Amerikalılar, “fazla sorun çıkarmaması” beklenen Saddam’a muhalif Şii Basra eyaletini denetim altında tutması için İran’ın eğittiği ve silahlandırdığı Bedir Tugayları’nın Irak’a girmelerine izin verdi. Bedir Tugayları’yla birlikte İranlı istihbarat subayları da Irak’a girdi ve Sünnilere İran usülü elektrikli matkapla işkenceyi yaygın hale getirdi.

Iraklı Şiî hainlerden oluşan İran İslam Devrimi Muhafızları 9. Bedir Tugayı’nın ABD ordusunun müttefiği olarak Irak’ta kitle kıyım operasyonları yapması, Suud’lar ve diğer Arap şeyhliklerinin şiddetli tepkisine neden oldu.

Anbar’dan Bağdat’a doğru ilerleyen Sünnî direnişi ancak Felluce’de beyaz fosforla insanları diri diri yakarak durdurabilen Amerikalılar, Bağdat’ı da aynı şekilde “temizlemenin” mümkün olmadığını biliyorlardı. Bu nedenle Samarra’daki altın kubbeli Şiî Askeriye Camii’ni havaya uçurarak tüm Şiî milisleri galeyana getirdiler ve Bağdat’ta etnik temizlik yapılmasını sağladılar.

Irak’ın Sünnî Anbar eyaletindeki yaygın ve şiddetli direniş dalgasının Fırat nehri boyunca ilerleyerek Bağdat’a ulaşmasını Amerikalılar ancak Bağdat’ın kapısındaki Felluce’de kimyasal silahlarla kitle katliamı yaparak durdurabildiler. Artık şüpheli ya da muhtemel direnişçilerin üstüne Kurt Alayı’nı salmanın da yeterli olmadığını anlayan işgal güçleri, Şiîlere “mezhep savaşı” kisvesi altında Sünnilere karşı toptan etnik temizlik yaptırmaya karar verdiler.

Gece çekilmiş uydu görüntüleri, Bağdat’taki Sünnî mahallelerde ışıkların bir daha yanmamak üzere söndüğünü, Şiî mahallelerinse eskisine göre daha çok aydınlandığını gösterdi. Işıkların söndüğü mahallelerin aynı zamanda kitle katliamların en yoğun yaşandığı mahalleler olduğu tesbit edildi.

Şubat 2006’da Bağdat’ın kuzeyindeki Samarra kentindeki Şiî Askeriye camiini dinamitleyen karanlık güçler, Sünnîlere karşı bu kitle katliamının düğmesine basmış oldu. Bu kez sadece İran yanlısı Bedir Tugayları değil, daha kalabalık olan ABD karşıtı ve milliyetçi Mehdi Ordusu da bombalamayı Sünnîlerden bilip katliamlara katıldı. 2008’de Kaliforniya’daki UCLA üniversitesinin uydu görüntülerine dayanarak yaptığı analiz, Bağdat’ın Sünni mahallelerinin Mart 2006-Aralık 2007 %50’nin üzerinde boşaldığını gösterdi.

Ancak Amerika, İran’ın güdümündeki Iraklı Şiîlerle kurduğu bu ittifaktan çok zararlı çıktı. İngilizler gibi mezhepleri birbirine kırdırarak az askerle imparatorluk yönetebileceklerini sanan Amerikalılar, bu tehlikeli oyunu İngiltere imparatorluğunun sahip olduğu ve dünyanın dört köşesine yolladığı dilbilimci ve tarihçi sayısının onda birine bile sahip olmadan, salt para, teknoloji, silah ve İsrail’in “dost tavsiyeleri”yle oynamaya çalıştı. Her zamanki gibi dilini ve kültürünü öğrenmeye zahmet etmedikleri yabancı diyarlarda Fransız kalan Amerikalılar, batağa saplandılar. Bu gafletleriyle Amerikalılar, kışlalarında “gizli sayımını” yaptıkları “özgür” 2005 seçimlerden sonra kurdurdukları, Şiîler ve İran ajanlarından oluşan hükumetlerle, sadece etnik temizliğe uğrayan Iraklı Sünnilerle değil, Körfezin enerji devleri Suudî Arabistan ve Katar’la da aralarını açtılar.

Artık yüzler gülmüyor…

Nisan 2005’te CİA ve Suudî Arabistan’la arası nisbeten iyi olan İyad Alevî’nin yerine İran’ın kuklası olan Celal Talabani’nin Irak cumhurbaşkanı, Mayıs 2006’da Irak başbakanı Caferî’nin yerine CİA’nın “İran güdümünde değil” dediği Nuri El Maliki’nin başbakan olması, Suudî kralı Abdullah’ı küplere bindirdi. Bunun üstüne bir de 2006’da Beyaz Saray, ABD ve İngiliz kuvvetlerinin Irak’tan çekilmeye başlayacağını açıklayınca, o güne kadar Amerika’nın sadık kuklaları olan Sünnî Arap despotları, isyan bayraklarını açtı. Suudî Kralı Abdullah, Bush’un onun şerefine vermeyi planladığı yemeğe gitmeyeceğini açıkladı. Bunun üzerine apar-topar Riyad’a giden Cheney, Kral Abdullah ve daha sonra görüştüğü Sünnî Arap liderlerinin tümünden azar işitti. Aralık 2006’da Bush, Maliki ve Abdullah arasında yapılması planlanan zirve de gene Abdullah tarafından iptal edildi.

“Maliki’ye hiç güvenim yok. Bu adama güvenmiyorum, o bir İran ajanı. Güvenmediğim birisiyle nasıl görüşebilirim?”
– Suudî Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz El Suud

Harvard’dan doktoralı ve ABD’nin başat düşünce kuruluşlarına üye olan Navaf Ubayit, Suudî Arabistan-Çin enerji ortaklığının da başlıca savunucularından.

Suudî Arabistan’ın Washington büyükelçisi Prens Turkî El Faysal da, Ekim 2006’da verdiği bir söylevde, “Amerika Irak’a davetsiz girdiğine göre, davetsiz gitmemelidir,” şeklinde konuşarak, Suud’ların Amerika’nın Irak’ı İran’a terketmesi konusundaki kaygılarına tercüman oldu.

Suudî hükumetinin ulusal güvenlik danışmanı olan Navaf Ubayit ise Kasım 2006’da Washington Post gazetesindeki yazısında, Suudî dışişleri bakanı Prens Saud El Faysal’ın başkan Bush’a “Saddam’ı devirirseniz bir sorunu çözüp, beş sorun yaratırsınız” uyarısını hatırlatarak, Amerika’nın Irak’tan çekilmesi halinde Iraklı Sünnîleri toplu katliama uğramasını önlemek için “kütlesel bir Suudî müdahalesi olacağını” yazdı.

2006’da Suud’ların kaygılarını bir kat daha artıran son gelişmeyse, Ağustos ayında Hizbullah’ın Lübnan’ı istila etmeye kalkışan İsrail ordusunu yenmesiydi. Lübnan’ı yavaş ama emin adımlarla ele geçiren, Gazze’de de Hamas’la yakın teması sürdüren Hizbullah’ı devre dışı bırakmak, Suud’lar için en az İsrail için olduğu kadar hayatî önemdeydi.

Afganistan’daki CİA cihadı için Bin Ladin tarafından eğitilen Zerkavî, öğrendiği terörist marifetleri Irak’ta ABD güçlerine ve Şiîlere karşı kullandı. Zerkavî ve halefleri, Suudî Arabistan’ın Irak’ta vaadettiği “kütlesel müdahale”ydi.

2008: Suudî zılgıtını yiyen Bush, Irak’tan çekilmek yerine daha fazla yığınak yapıyor

Amerika’nın Suudî tepkisine ilk yanıtı, Irak’tan çekilme kararını derhal değiştirip, tam tersine Bağdat’a 20.000 asker daha göndermek oldu. “Surge” (taşkın) diye adlandırdığı bu göstermelik takviyeyle Bush, hem Suud’ları teskin etmeye, hem de ABD kamuoyunu Irak’ta Bedir Tugayı’nın Sunnî soykırımıyla bastırdığı direnişin takviye ABD birlikleri tarafından mat edildiğine inandırmaya çalıştı. Suud’lar bu senaryoya aldanıp Selefî Tevhid teröristlerinin Şiîlere karşı saldırılarını durdurmadılar ancak ABD kamuoyu, Bush’un selefi Obama da dahil olmak üzere, “surge” mavalını gerçek kabul etti.

Bedir Tugayı üyelerinden kurdukları ölüm mangalarının yanısıra Amerikalılar Suudî Arabistan’ın finanse ettiği Tevhid teröristleriyle mücadele etmek için, bu teröristlerin devşirildiği Sunnî aşiretlerin içinden gelen ve bugüne kadar ABD’yle kıran kırana savaşan Sünnî direnişçilerle anlaşma yaptılar. Ortak düşmanları olan Selefîlere karşı savaşmak ve böylece kendi aşiretlerini Şiî ölüm mangalarının intikamından sakınmak karşılığında ABD güçlerinden para ve silah yardıımı alan eski Sünnî direnişçilere “El Sahwa” (“Uyanış”) ya da “Irak’ın Oğulları” adı verildi. Sünnî direnişçilerin ABD’yle bu taktik ittifakı yapmasında ABD’nin 2006’da açıkladığı Irak’tan çekilme kararı da rol oynadı. Sünnî direnişçiler, sadece mezhep savaşını körükleyen Selefîlere karşı değil, aynı zamanda ABD gittikten sonra kozlarını paylaşmak zorunda kalacakların bildikleri İran destekli Şiî güçlere karşı da ABD’nin para ve silah desteğinden azamî şekilde yararlanmaya çalışıyorlardı.

Ancak 2008 Bush’un son yılıydı ve halefi Obama, Orta Doğu’nun karmaşasını anlamamış yeni yetme bir Chicago politikacısı olarak, Suudî Arabistan ve Katar gibi iki hayatî müttefikle yaşanan krizi gözardı etti ve ABD güçlerini Irak’tan çekerek, Afganistan’a yığdı. Bunun üzerine Suud’lar ve Katar, vaadettikleri “kütlesel müdahaleyi” daha da artırarak, Nuri El Maliki hükumetine ve Iraklı Şiîlere karşı birbirinden kanlı bombalı saldırılar düzenlemeye başladılar. Obama da Suud’ların korktuğu gibi Irak’ın kontrolünü tamamen Malikî’nin mezhepçi ve İran yanlısı ellerinde bırakmakla kalmadı, “ABD müttefiki” Sünnî Sahwa milisleri ve bir ABD askerî üssünde kalan İranlı Halkın Mücahitleri’nin de Maliki güçleri tarafından öldürülüp tutuklanmasına  yardımcı oldu. Bush ve Obama’nın bu büyük gafleti, ABD’nin koynunda besleyegeldiği Selefî yılanın iyice celâllenip, “Arap baharı” kisvesi altında Selefî bir din savaşı başlatmasına neden oldu.

Advertisements
This entry was posted in İslamcı terör. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s