ABD’nin “Arap Baharı” Suudî Arabistan ve Katar’ın “Şeriat Kışı”na dönerken… (8)

Ve “Arap Baharı” başlıyor…

Tunus’ta bir saray darbesi ve sarayı kuşatan Ensar El Şeriat

Aralık 2010: Muhammed Ebu Aziz ateşi Tunus’u yakıyor

Bir Tunuslu gezici manavın ağır yanıklardan esrarlı ölümü Tunus’ta rejim değişikliği için başlama işareti oldu.

Tüm medya kanallarından ansızın yayılan bir şehir efsanesi dünyayı sardı: Tunus’ta iş bulamayan bir üniversite mezunu sokak satıcılığı yaparak ailesini geçindirmeye çalışırken polis tarafından dövülüp tezgâhına el konunca isyan edip kendini yakarak intihar etti.

Altı ay sonra – iş işten geçtikten sonra yani – bunların külliyen yalan olduğu ortaya çıktı. Sokak satıcısı Muhammed Ebu Aziz’in hastanede ağır yanıklarından öldüğü doğru olabilir ancak o ne üniversite mezunu, ne polis tarafından dövülmüş, ne de kendisini yaktığını gören var. Ebu Azizi’yi yanarken gösterdiği iddia edilen fotoğraflar Tibetli rahipler ya da Amerika’da çocukları mahkeme tarafından elinden alınan Thomas Ball’a aitti. Abu Aziz’in sözde yazmış olduğu şiirlerin aynı adı taşıyan bir başkasına ait olduğu anlaşıldı.

Ocak 2011: Ordu Bin Ali’yi deviriyor, devlet sendikaları sokakları “devrim” figüranlarıyla dolduruyor

Ebu Azizi kurgusu, Tunus’ta %13 ve düşüşte olan işsizlikten görece fazla etkilenen üniversite mezunu gençleri sokağa dökecek şekilde medyalaştırılmıştı. Nasıl öldüğü anlaşılmayan ilkokuldan terk bir sokak satıcısı, işsiz kalıp yoksullukla mücadele eden ve intihara itilen bir üniversite mezununa dönüştürülmüştü.

Tunus sokaklarını dolduran Facebook ya da Tweeter değil, devlet sendikası UGTT’ydi.

Ancak bu kurgu olmasa bile sokaklar gene dolup taşardı zira Wikileaks belgelerine göre 2006’dan beri ABD’nin değiştirmek istediği Bin Ali’ye karşı devlet denetimindeki UGTT sendikası darbecilere destek vermeye hazırdı ve tüm ülkedeki gösterilerin belkemiği oldu. BinAli’ye karşı ilk 15 gün – rejime sadık olan polisin en çok kan döktüğü günler yani – öğrenci eylemleriyle geçti ancak 14 Ocak’ta UGTT’nin örgütlediği ülke çapındaki kitlesel gösteriler, Kara Kuvvetleri Komutanı Raşit Ömer’ın Cumhurbaşkanı Bin Ali’ye “Artık herşey bitti” diyerek ülkeyi terketmeye ikna etmesini sağladı.

24 Aralık’ta Muhammed Bin Aziz’in memleketi Sidi Buzid’den gelen 1000 kişilik bir kalabalığın içine girerek 27 Mayıs türünden bir asker-sivil kaynaşması tablosu yaratan General Raşit Ömer, “Bizim devrimimiz sizin devriminizdir. Ordu devrimi koruyacaktır” diye konuştu (New York Times, 24 Ocak 2011)

Bu hareketi üzerine Bin Ali tarafından görevinden alınan General Ömer,  Bin Ali’nin düşmesiyle birlikte genelkurmay başkanlığına terfi ederek, göstericilerin arasına girdi ve onlara destek mesajları verdi. Ömer’ın Bin Ali’nin gösterileri bastırma emirlerine de karşı geldiği bildirildi. Gerçi Tunus’ta 600 bin polis varken, sayıları 40 binin altında olan orduya böyle bir emir verilmiş olması da pek anlaşılır değil ya, her hali kârda, ordu protestocuların yanında oldu ve sevgi gösterileriyle karşılandı.

ABD ve Fransa dışişleri bakanları bütün bu süreçte Bin Ali’nin göstericilere karşı uyguladığı şiddeti kınarken, Fransız Le Figaro gazetesine göre hem kendisi, hem de yardımcıları ABD harp akademilerinde eğitim görmüş olan ve çok iyi İngilizce bilen General Ömer, ABD büyükelçiliğinin telkinleriyle hareket etti.

23 Ekim 2011: İhvan geliyor

Raşit El Gannuşi kod adlı Raşit Kırcı, Tunus’ta İhvan-ı Müslimin’in “legal” yüzü. Terörist ve darbeci günlerinden sadece kod adı kalmış.

Afla hapisten çıktığı halde 20 yıldır “siyasî mülteci” olarak yaşadığı İngiltere’den, Bin Ali gider gitmez Tunus’a dönen İslamcı lider Raşit El Gannuşî kod adlı Raşit Kırcı’nın Nahda (Diriliş) partisi, 23 Ekim seçimlerinde %40 alarak birinci parti oldu. Siyasî lider olmayacağını ısrarla tekrarlayan Raşit Kırcı da “istemeye istemeye” cumhurbaşkanı oldu. Kırcı’nın 1970’lerde laik rejimi devirmek için kurduğu Hareket El İttica El İslamî yasaklanınca “tabela değişikliğiyle” Hareket El Nahda El İslamiyye oldu ve üniversitelerle sendikalara sıza sıza, Körfez parasıyla “hayır kurumları” aça aça bugünlere kadar geldi.

Fakir bir çiftçinin oğlu olan Kırcı, toplumda yükselmek için önce ilahiyat okudu, sonra Nasır’cı Arap milliyetçilerine kısa bir süre yanaştı, en sonunda da 1968’de Suriye’ye gidip İhvan-ı Müslimin’e (Müslüman Kardeşler) kapağı attı. Önce Fransa’daki Kuzey Afrika göçmenlerini örgütlemekle görevlendirilen Kırcı, Paris’te Cemaat Tebliğ’i kurdu. Tunus’ta Habib Burgiba’nın Varşova Paktı ülkelerine yaklaşması ve sosyalist politikalar izlemesi üzere Tunus’a tayini çıktı ve orada kendisi gibi öğretmenleri örgütleyerek, sosyalist Burgiba yönetimini devirerek yerine gerici Selefî bir rejim getirme çalışmalarına başladı. Bazı terörist eylemlere de imza atan Kırcı’nın İttica El İslamî örgütü, 1987’de başarısız bir darbe girişiminde bulundu ve çökertildi.

3 yıl hapis yatan ve idam talebiyle yeniden yargılanan Kırcı, Burgiba’yı düşüren Zeynel Abidin Bin Ali tarafından affedildi ve Sudan’daki El Kaideci Hasan El Turabî kanalıyla aldığı diplomatik pasaportla ülkeyi terkederek, kısa süre sonra İngiltere’de yerleşti. 1991’de Kırcı’nın gittiği İngiltere, Kaddafi’ye suikast yaptırmak için El Kaide’ye okkayla para ödüyor, Bosna’da savaşmak üzere El Kaidecileri “Muhacirun” adı altında eğitip silahlandırıyor, kısacası kendi emperyalist amaçları için her türlü şeriatçı teröriste kucak açıyordu. İngiltere’ye diğer Avrupa ülkelerinin “Londonistan” adını takmasına neden olan bu El Kaide sevdası, eskisi kadar bariz olmasa da bugün dahi sürdürülen bir devlet politikasıdır. Dolayısıyla fakir çiftçi oğlu “sığınmacı” ve öğretmenlikten başka mesleği olmayan Reşit Kırcı’nın İngiltere’de 20 yıl refah içinde yaşaması ve ülkenin en iyi üniversitelerinde 3 kızı ve oğlunu okutmasında şaşılacak birşey yok.

Ancak Tunus’un başına gelen felâketler bu İngiltere ve ağabeyi Sam Amca tarafından desteklenen uluslararası İhvancı’nın başa gelmesiyle bitmedi, zira Tunus’ta CİA ve İngiliz-Fransız mutabıklarının araladığı islamcı siyaset kapısını, Suudî Arabistan ve Katar sonuna kadar açmaya ve içeri dalıp, CİA’nın darbe yaptırdığı sarayı ele geçirmeye kararlıydı.

Advertisements
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s